İlişkilerde “Ben” diyerek Sınır Koyabilmenin Önemi
Sınır Nedir, Ne Değildir?
Sınır çizmek, “uzak dur” demek değildir. Sınır, bireyin kendi fiziksel, duygusal ve zihinsel alanını koruma kapasitesidir.
Sınırlar;
gibi soruların cevabıdır.
Neden Sınır Koymakta Zorlanırız?
Birçok kişi sınır koymayı “sevgisizlik”, “bencillik” ya da “kırıcı olmak” olarak algılar. Ama bu algının kökeni genellikle çocuklukta öğrendiğimiz ilişki modellerine dayanır.
Çocukken:
gibi mesajlar aldıysak, yetişkinlikte de kendi alanımızı korumakta zorlanırız.
Sonuçta, “reddedilirim” korkusuyla sınır koyamayız. Ama sınır çizilmedikçe şu duygular birikir: İçten içe öfke, kırgınlık, tükenmişlik ve uzaklaşma.
Bir süre sonra, ilişkiyi bitiren şey “sınır koymak” değil, sınır koyamamaktır.
Sınır Koymak Psikolojik Olarak Ne Sağlar?
Sınır Çizebilmek İçin Neler Yapılabilir?
1. Kendini Tanı: Nerede Başlıyor, Nerede Bitiyorsun?
Sınır koymak, önce kendi ihtiyaçlarını fark etmekle başlar.
Kendine şu soruları sor:
Bu farkındalık olmadan sınır koymak mümkün değildir. Çünkü kişi önce iç dünyasında sınır çizer, sonra bunu dış dünyaya yansıtır.
2. “Hayır” Demeyi Öğren:
“Hayır” demek, reddetmek değil; kendini korumaktır. Ama çoğu kişi için bu kelime, çocukluktan beri “suç” gibi hissedilir.
Oysa “hayır” demek;
“Hayır” demek sizi siz yapar. Çünkü kendi benliğinizle hayır demek sizi olduğunuz kişi yapar.
Küçük adımlarla başlayalım:
“Şu anda buna hazır hissetmiyorum.”
“Bu konuda farklı düşünüyorum.”
“Bunu yapmam bana iyi gelmiyor.” Gibi cümleleri daha endişesiz ve sakin söyleyebilmek kendimizi suçlu hissetmemize sebep olmayacaktır.
Cümleleri dolaylı söylemek yerine doğrudan söylemek hayır dememizi daha kolaylaştırabilir.
Sınır koymak; duygusal bir duvar değil, açık bir kapıdır. Ancak bu kapıdan kim, ne zaman, nasıl girebilir bu sizlerin belirlediği bir çerçevedir.
Çocukken “önce başkaları” diyen bir iç sesle büyüdüysen, yetişkinliğinde “önce ben de varım” diyen bir ses geliştirmek zaman alabilir. Ama sınır koymak için o sesi güçlendirmek gerekir. İçimizde bulunan o küçük çocuğa sarılmak, sizin kendinize şefkat duymanızı sağlar.
Bunun için kendinize sık sık hatırlatmamız gereken cümleler:
“Benim de ihtiyaçlarım önemli.”
“Kendimi korumaya hakkım var.”
“Hayır dersem sevgiyi kaybetmem, kendimi kazanırım.
3. Suçluluk Duygusunu Fark Et ve Onunla Kal:
Sınır koyduktan sonra suçluluk hissetmek çok normaldir. Ama bu suçluluk, büyüme sancısı gibidir. Çünkü beynin yeni bir ilişki dinamiğini öğreniyordur. Bu duyguyu bastırmak yerine şunu söylemeyi dene:
“Evet, suçluluk hissediyorum ama kendimi korumaya hakkım var.”
Suçluluk duygusundan uzaklaşan kişinin duygusal dayanıklığı çok daha artarak ilerler. “Hayır” demeyi birden kişiler üzerinden yapmaktan ziyade kendi içimizde alıştırma yapmak, kendimizi daha iyi hissedebileceğimiz, kendimizi güçlü hissedebileceğimiz güçlü cümlelerle küçük alıştırmalar yapmak önemli olacaktır. Bu süreçte suçluluk duygusunda ki en önemli husus, bu benim değerime uyuyor mu? Bunu sorgulamanız sizin “evet” ya da “hayır” cevabınızı daha kolay vermenizi sağlayacaktır.
4. Bedeninin Mesajlarını Dinle:
Gerilme, mide sıkışması, iç huzursuzluğu, nefesin daralması…Bunlar “bir şey ters gidiyor” mesajıdır.
Duygusal sınırların çoğu, bedensel tepkilerle fark edilir.
Dur ve kendine sor: “Şu anda bedeninde neler hissediyorsun?” Bedenimi nasıl rahat ettirebilirim?
Bizimle Whatsapp Üzerinden Hemen İletişime Geçebilirsiniz